Monthly Archives: Nisan 2012

Akşamdan kalmalara öneriler!

23 Nisan’la birleşip de 3 günlük güzel bir tatil bizi beklerken, bu dönemi yiyip içip eğlenerek geçirecek olanlara içkinin ertesi günkü etkilerinden kurtulma çözümleri de Esquire’dan geliyor. İngiltere edisyonunun şef, doktor, barmen, akupuntur uzmanı ve pilottan oluşan beş kişilik ekipten topladığı akşamdan kalmalıkla savaş metodları ve sonda da bonus olaraktan kendi tavsiyem…

Lawrence Keogh – Şef

“Eğer bir gece önce çok içmişsem, favorim ertesi güne sıkı bir kahvaltıyla başlamak. Bunu herkes farklı şekillerde yapabilir, kahvaltıyla birlikte tıka basa doyduğunuz sürece gerisi sorun değil. Kahvaltıda sadece bir önemli nokta var; o da bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirici etkisi olan karabiberden bol miktarda tüketmeniz.”

Dr. Francis –  Doktor

“Tıbbi olarak bu konuda çeşitli çözümlerimiz var. Hastanemize gelenlere “Hangover Cocktail” adını verdiğimiz paracetamol ve metabolizma kuvvetlendirici ilaçlardan oluşan bir çözüm sunuyoruz. Tıbbi çözümün yanısıra diğer tavsiyemse milkshake. Bu mide çeperinizi sararak midenizdeki su ile şekerin yer değiştirmesini sağlar.  Bu arada alkol sonrasında antihitamin alınmamasını tavsiye ederim, çünkü bu mide bulantınızı daha da fena hale  getiriyor.”

Giuseppe Ruo – Barmen

“Benim içki ertesinde acı çekenlere tavsiyem, yine bir içki çeşidi. Bir litre brendi içerisine bir su bardağı şeker koyup onu 1/3 ‘ü buharlaşana kadar kaynatmak. Sonrasında bunu içtiğinizde bütün acınız sona erecektir. Bir diğer çözümümse Brendi ile yapılmış Bloody Mary; içerisine biraz bal, baharat ve domates suyuyla. Eminim bu tarifler kulağınıza pek iyi gelmiyor, ancak etkisini garanti edebilirim.”

Jonquil Westwood – Akupunktur uzmanı

“Akupunkturda elin pek çok noktası oldukça önemli sorunların çözümü olarak görülmektedir. Eğer baş parmağınızı, işaret parmağınıza bastırarak yukarı doğru itmeye çalışırsanız, parmağınızda bir şişlik oluşacak. İşte tam da bu şişliğin orta noktasına uygulayacağınız basınç, akşam aldığınız yüksek doz alkolün pek çok kötü etkisine çözüm olacaktır, örneğin baş ağrısı. Ayrıca eğer avuç içlerinizi birbirine değdirerek kolunuzu yukarı doğru esnettiğinizde göğüs kaslarınızın göğüs kemiğinize doğru yaklaştığını göreceksiniz. İşte bu iki kasın arasına uygulayacağınız basınç da mide bulantınızı hafifletecektir.”

Dave Waring – Pilot

” Şu anda hava yolları şirketlerinin oldukça sıkı kuralları var, hiç bir pilotun akşamdan kalma şekilde görev yapması mümkün değil. Eski dönemlerdeyse böyle şeyler olabiliyordu, benim akşamdan kalma olduğum günler için çözümüm uçuş öncesinde kokpitte bulunan ve %100 oksijean sağlayan oksijen tüpüydü. Bunun tam olarak tedavi sağladığı söylenemez, ama olumsuz etkileri hafiflettiği kesindi.”

Bonus yöntem – Bol su, sıkı kahvaltı sonrası, Soda & Ayran

Benim tavsiyemse bunlara göre daha Türk işi bir savunma. Bir gece önce çok alkol aldıysanız vücudunuzdan bu alkolün daha hızlı atılmasını sağlamak için uyanır uyanmaz bol miktarda su içip, ardından sıkı bir kahvaltıyla metabolizmanızın sarsılan yapısını kuvvetlendirin. Sonrasındaysa vücudunuzdaki mineral dengenizi korumak için sodaya; karaciğerinizin temizlenip direncinin artması içinse yoğurda ihtiyacınız var demektir. Bunu da bir bardak soda – ayran karışımıyla sağladıktan sonra vücudunuz kısa sürede kendine gelecektir. En azından bende işe yarıyor… :)

Varsa sizden de akşamdan kalmalara tavsiyeler alabiliriz, bilgi paylaştıkça güzeldir… :)

Reklamlar
Categories: Er kişiye bilgiler | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

24.600 $ bekleyen rekor: Super Mario & Lego

Herkesin çocukluğunun eşsiz iki parçasıdır Nintendo, atari, amiga veya pc’de Super Mario oynamak ve legolardan şahaserler yaratmak. Bu ikisine çocukluktan başlayan bu tutku pekçok kişide ilerleyen yaşlarda da hakimiyetini sürdüyor.

İşte Mario’ya ve Lego’ya karşı olan büyük aşkına kulak veren Zachary Pollock, kendi deyimiyle “Zachary the Lego Maniac”, sonunda bu ikisini büyük projesinde birleştirmeye karar vermiş.

                

Pollock, Mario’nun 1. bölümünün 1. kısmını lego parçalarından inşa etmek üzere çalışmalarına başlamyı planlıyor. Bu projede her bir pikseli 1×1’lik lego parçalarından inşa etmeyi düşünen kahramanımız, 26.400 $’lık bir destek bulması halinde 780.000 parçalık muhteşem planını sahneye koymayı planlıyor. Böylece, eğer sonunda amacına ulaşırsa 183 cm’lik uzunluk ve 2.743 cm’lik genişliğiyle dünyanın en büyük Lego çalışmasına imza atacak.

Guyism.com’un haberine göre Kickstarter’dan 4.891 $’lık destek alan “Zach the Lego Maniac”, 9 Mayıs’a kadar bütçesini 26.400 $’a tamamlarsa büyük proje başlayacak.

Eğer aranızda hem Lego hem de Super Mario’ya olan tutkusu süren varsa, bir parça da kendisi koyarak bu projeye destek olabilir…

Buyrun Zach’ın ağzından kendi projesi…

Categories: Lakırdı masası | Etiketler: , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bir cezanın anatomisi ve Türkiye’de ırkçılık

Dün akşam saatlerinde bir haftadır Türk futbolunu meşgul eden Emre Belözoğlu ile Didier Zokora arasında yaşanan ırkçılıkla ilişkilendirilen tatsızlığın cezası kesildi.

Bütün hafta boyunca gerek maçın hemen sonrasında LigTV’ye yaptığı ilk açıklamalar gerekse de kameralara yakalandığı anlarda ağzından çıkan kelimeler Emre’nin ırkçı söylemlerde bulunduğunu ortaya koyuyordu. İngiltere’de oynadığı dönemde, şu anda aynı takımda forma giydiği Yobo’ya da benzer söylemlerde bulunmuştu. İki futbolcu mahkemelik olmuş, ancak ortada kesin bir kanıt olmadığı için dava düşmüştü.

Emre ile Yobo el ele…

Maçın ertesi günü yaşananlarsa oldukça ilginçti. Emre ile daha önce ırkçı söylemlerde bulunduğu iddia edilen Yobo birlikte basın toplantısı yaparak Emre’yi aklamaya çalışmıştı. Kulağa oldukça ilginç bu durum karşısında insan “Emre, Yobo’ya ırkçı söylemde bulunduysa Nijeryalı futbolcunun hiç kişilik ve karakter değerleri yok mu da bugün çıkıp Emre’yi aynı konuda savunmak amacıyla basın karşısında yer aldı?” veya “Madem Emre ırkçı söylemde bulunacak biri değil neden siz mahkemelik oldunuz?” gibi iki çelişkili soru arasında kalıyor.

Tabi buradaki tavır da biraz ben “Irkçılık yapıp fucking nigger demem, çünkü benim de o zenci arkadaşlarım var” demek ister gibi basit ve çocukça bir yaklaşım içeriyordu sanki.

Cezanın mantıksızlığı

Bu basın toplantısının arkasındansa cezanın açıklanması beklendi. Normal şartlarda ırkçılık yapan bir futbolcu ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalırken; Emre, rakibine dirşek atarak 3 maç ceza alan Almeida’dan bile daha az ceze alarak 2 maç ceza aldı. Cezanın sebebiyse Emre’nin saha içindeki olumsuz tavırlarıydı. İşte burada da insan aklına; “Emre’nin Zokora ile tartışırken takındığı tavır sezon başından beri her maç takındıklarının aynısı değil mi? Neden onlar cezasız kaldı da bu sefer 2 maç aldı?” , “Emre olumsuz tavır içindeyken Zokora da benzer reaksiyon veriyordu o neden cezasız kaldı?”, “Görüntülere bakıp Emre’nin ırkçı küfürünü kimse farkedemedi mi?” gibi pek çok enteresan ve cevapsız kalmaya mahkum sorular geliyor.

Türkiye’de ırkçılık yok mu dediniz?

Bir de parantez de Türk insanı ve Türk basınına açmak lazım; “Bizim ülkemizde ırkçılık yoktur” safsatasından ne zaman vazgeçeceksiniz. Ermeniler’in, Yahudiler’in ve Kürtler’in rahatça kimliklerini ifade edemedikleri bir ülkede olduğunuzu ne çabuk unutuyorsunuz. Guardiola çıkıp Katalanca basın toplantısı yapabilirken, 4 büyüklerde oynayıp Kürt olduğunu beyan edip Kürtçe basın açıklaması yapmak isteyecek bir futbolcunun içine düşebileceği durumu hiç düşündünüz mü? Ya da bu kadar futbolcudan hiç mi Kürt olmadı da bir tane bile adını söyleyebileceğimiz Kürt futbolcu bilmiyoruz… Andımızın bile “Türk’üm, doğruyum…” şeklinde olduğu bir ülkede Türkiye’de ırkçılık olmaz demek biraz komik olmuyor mu? Sizin ırkçılık diye bildiğiniz şey sadece ten rengine bakarak yapılıyorsa bence sosyal ve toplumsal bir eğitime tabi tutulmanız gerekiyor sanırım.

Peki ya yayın yasağı?

Bir de tabi biraz önce gelen yayın yasağı kararı var. Neden iki futbolcu arasında yaşanan ve ırkçılık görmediğiniz, ‘temiz’ ve sadece maç içinde olabileceğin ‘biraz’ ötesine geçmiş bir tartışmayla ilgili haberlere yayın yasağı koyarsınız? Yoksa bilinmesini ve kurcalanmasını istemediğiniz birşeyler mi var?

Categories: Sportif mavralar | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bir kadının ilgisinin kalmadığını anlamanın yolu

İlişkilerde kızlar akıl oyunları oynamayı, söylemek istediklerini dolaylı yollardan belli etmeyi severken biz erkekler genel olarak bu konuyu pek beceremeyen taraf olarak görülürüz. Oyunun başladığında haberimiz olmadığı gibi bitişini de “Bak sen çok iyi bir insansın, ama…” ile fiksbaşlangıç cümlesinin arkasına eklenen “Aramızdaki tutku bitti”, “artık sana karşı birşey hissedemiyorum”, “ilişk heyecanı kalmadı”, “artık aramızdaki büyü yok oldu” ve benzeri bir ton abidik gubidik bahanelerle öğreniriz.

Amerikan Brobbible.com, tüm Dünya’dan erkeklerin bu konuda bilmesi gereken türden bir çalışma yaparak, kızların akıl oyunlarıyla size gidisatın ilişkiyi bitirmeye gittiğini göstermekte kullandığı en yaygın işaretleri açıklamış. Neymiş bu işaretler derseniz aşağıya doğru devam ediniz…

Tüm iletişim sizin zorlamanızla yürüyorsa

Bazı şeylerin bittiğini ifade eden en önemli gösterge. Malum genel olarak kadınlar saatler boyu konuşmayı severler. Tabi bu aranızda bazı şeyler oluşana kadardır, ondan sonra ikili muhabbetle ilerler tüm diyalog, ancak burada da yine iletişimi açan taraf büyük çoğunlukla kızlar olur. Eğer ki aranızdaki iletişimi sağlamak adına karşınızdaki kadından daha çok efor sarfediyorsanız, bilinki gemiyi terketmesi yakındır. O atlamadan siz atabilirsiniz kendisini gemiden :)

Artık sizi kıskanmıyorsa

Sevdiğini kıskanmayan bir kadının gerçek olmayacağı tüm erkeklerce bilinir. Eğer yok kıskanmam diyen kadın varsa, onu kendinize aşık ettikten sonra etrafınızdaki kadınlara bakışlarını ve tepkilerini izleyerek “hani kıskanmazdın?” diye sorabilirsiniz. Eğer sizi hiçbir şekilde kıskanmıyorsa, bunun ilişkiniz için iyi olduğunu düşünmeyin. Biraz zaman geçtiğinde muhtemelen son noktayı göreceksiniz demektir.

Tek kelimelik  SMS/WhatsUp/BBM cevapları atıyorsa

Kadınların konuşma yetilerinden dolayı, mesajlaşma konusunda da erkeklerden daha iyi oldukları bir gerçek. Eğer ki bir kadın size sürekli olarak tek kelimelik cevaplar yazmaya başladıysa %90 bu iş bitmiştir yeni arayışlara başlayabilirsiniz.

Önünüzde başkısıyla flört ediyorsa

Bu bir erkek için en acı durumlardan biri olarak gösterilebilir sanırım. Sevgilinizin ya da eşinizin önünde başka biriyle flörtleşmesi pek de fena geliyor kulağa. Bunun iki sebebi vardır, birincisi karşınızdaki kişi ilişkiyi yönetmek isteyen bir kadındır ve ilginizi çekip sizi kıskandırmak istiyordur. Diğer sebepse sizi boynuzlamak üzere olduğunu gösterir ki cevabınız kısa ve net olabilir…

Facebook’ta siz onla konuşmaya başlarken çevrimdışı oluyorsa

Kendi kendinizi kandırmaya gerek yok, sevgiliniz eğer sürekli olarak siz Facebook’ta onla konuşmak isterken çevrimdışı oluyorsa bilinki sizinle konuşmak istemiyor. Tabi çevrimdışı oluyorsa yine iyi, bir de cevap vermediği halde gidip ortak arkadaşlarınızın yaptıklarına yorum da yapabilirdi…

Yanınızdayken başkalarına yakınlaşıyorsa

Bu aslında flörtleşme maddesine de benziyor, ama genelde “lafla akıllanmayanın hakkı kötektir” atasözümüze yakın bir fark var. Laflar ve bakışlarla flörtleşmenin bir adım ötesine gitmiştir durum ve anla artık demektedir.

Sizinle görüşeceği zaman görünüşüne hiç emek harcamıyorsa

Malum kız milletinin hazırlanma merasimleri meşhurdur. Sizden hep “ne kadar güzel olmuşsun” lafını duymak için uğraş verirler. Eğer ki tüm bu uğraş vermeyi bırakırlarsa ya evlisiniz demektir ya da artık sizi umursamıyor demektir. İlkinde artık onun elde ettiği bir mutluluksunuz, ama ikinci de tez elden bu durumdan kurtulup yeni şanslara bakmanız lazım.

Boktan sebeplerden dolayı size kızmıyorsa

İlk başta bu kulağınıza hoş gelebilir, tıpkı artık kıskanmaması gibi.  Eğer saçma sapan sebeplerden ötürü size kızmayı bırakıyorsa, büyük patlama yaşanmak üzeredir. Dikkat edin…

Arkadaşları onunla ilgili konuşmalarında değişiklik yapıyorsa

Bu belki en zor tahmin edileni bu, ama eğer dikkat ederseniz ve arkadaşlarını göz ardı etmek yerine dinlerseniz bunu farkedebilecek duruma gelebilirsiniz.  Bunu sizden uzaklaşmaya başladığı ilk anlarda hissedebilirsiniz. Örneğin, sevgilinizin bir arkadaşı ona daha önce söylediği “Ne kadar güzel olmuşsun” sözü yerine “Muhabbetin çok eğlenceli” tarzında bir söz söylüyorsa; artık o kızın kısa süre sonra sevgiliniz olmayacağını düşünebilirsiniz.

Evet şimdi oturup geçmiş ve şimdiki ilişkilerde bu mesajların kaçının geçip sonucun ne olduğunu düşünmeye başlayabilirsiniz…


 

Categories: Er kişiye bilgiler | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

Mimari açıdan Dünya’nın en ilginç 10 binası

Türkiye tek tip Laz mimarisine koşar adım giderken popularmechanics.com’a göre Dünya’nın en ilginç mimarisine sahip 10 binası…

St. Mary Axe, Londra

Her an uzaya fırlatılmayı bekleyen bir roket gibi duruyor, Londra’nın en yüksek binası. Ayrıca 24.000 metrekarelik cam yüzeyiyle de enerji tasarrufunu maksimumda tutmaya çalışan bir mimarisi bulunuyor.

 Habitat 67, Montreal

1967’de Montreal’de düzenlenen Dünya fuarı için yapılan bu binanın daha sonra insanlara uygun fiyatlı bir ev olması planlanırken, kendine has yapısından ötürü oldukça pahalı konutlara sahip bir yapıya dönüştü. 354 Küpten oluşan bu yapıda, hiç bir pencere diğer bir küpün penceresini görmüyor. Özel hayata saygı sonsuz!

Crooked House, Sopot

Polonya’da bulunan bina 2003 yılında inşa edilmiş. Binanın çizimlerini; çocuk kitaplarına illustrasyon yapan Jan Marcin Szancer yapmış. Szancer, bu binayı çizerken yan yana duran ve boyları farklı binaların dalgalı görüntüsünden esinlenmiş. Binanın çatısıysa yukardan bakılınca ejderha sırtını anımsatıyor.

Basket Building, Ohio

Ohio’daki Basket Building, Longaberger Şirketi’nin çalışanları için yaptırmış oldukları home-ofislerin yer aldığı bir bina. Buradaki tüm amacın tüketicilerin ilgisini bina ile şirkete çekmek olduğu söyleniyor.

Devlet Kütüphanesi, Kansas City

22 tane kitabın yan yana bir rafta duruşunu anımsatan görüntüsüyle kütüphane şehrin en dikkat çeken binası olarak gösteriliyor.  Burada kullanılacak 22 kitabın adının ne olacağıysa kütüphane yönetimi ve bölgenin önemli edebiyat adamlarının kararlarıyla belirlenmiş.

Guggenheim Müzesi, Bilbao

Mimar Frank Gehry tarafından tasarlanmış olan bina tamamıyla taş, titanyum ve camdan oluşuyor. Gehry, binanın eğimli alanlarını tasarlarken, uzay üstleri için tasarlanmış 3 boyutlu tasarım programlarını kullanmış.

Ferdinand Cheval Palası, Hauterives

Fransa’daki bu malikane, aslen köylü bir postacı olan Ferdinand Cheval tarafından 1879 ile 1912 arasında inşa edilmiş.  Daha önce hiçbir mimari bilgisi olmayan Cheval’in garip şekilli bir taştan esinlendiği söyleniyor.

Dans eden binalar, Prag

Yine bir Frank Gehry çalışması. Gehry’nin Vlado Milunic ile birlikte mimarisini üstlendiği bu yapıda, iki bina dans eden bir çift gibi görünecek şekilde tasarlanmış. Biraz dikkatli bakılınca dans esnasında kadının eteğinin havalandığı izlenimi bile yaratılmış durumda.

Küp evler, Rotterdam

1984’te inşa edilen bu yapı 38 küpten oluşuyor.  Bu küplerin içinde bulunan evler orta avludaki ve dış avludaki restoranlar ile mağazaları gören bir manzaraya sahip. Mimar Piet Bloom, yapıyı tasarlarken her küpü hayali bir ağaç olarak canlandırmış zihninde ve böylece bunların bir araya gelmesiyle ufak bir orman görüntüsü elde etmeyi planlamış.

İskenderiye Kütüphanesi, İskenderiye

Kütüphane, tarihi İskenderiye Kütüphanesi’nin bulunduğu yere inşa edilmiş.  Her yıl 1 milyonun üzerinde turistin ziyaret ettiği kütüphanenin şekli Güneş’in doğuşunu temsil ediyor. Bununsa iki nedeni bulunuyor. İlk nedeni, öğrenmenin ve eğitimin başladığı yerin tarih boyunca İskenderiye kabul edilmesi. Diğer nedeniyse Güneş’in Eski Mısır’daki dini ve mitolojik önemi.

Not: Burada iyiden kötüye veya tam tersi türde bir sıralama bulunmuyor.

Categories: Lakırdı masası | Yorum bırakın

Birisi görsel tasarım mı dedi?

Ödüllü illustrator Sugar Power’ın gazete, dergi, internet ve açık hava reklamcılığında kullanılan şaheserleriyle biraz pazarlama vizyonunu yaratıcılıkla beslemek lazım…

Saatchi & Saatchi için Sidney’de kullanılan Toyota reklam tasarımları:  Hayallerinin sana yol göstermesine izin ver!

Grabarz & Partner için çalışılmış Volkswagen’in yeni fren sistemi için yapılan reklam tasarımları:  Tehlikeleri daha tehlikesiz hale getirir!

Times dergisi için hazırlanmış olan Sex Questions tasarımı

Nestle için McCann Toronto’ya hazırlanmış olan “Kaliteli yaşam için kaliteli besin” posteri

Vodafone için hazırlanmış bir takvim

Son olarak Lint Müzesi’ne hazırlanmış bir poster

Categories: Lakırdı masası | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Fransız topçular ve güzel hatunları

Her gün günlük koşturmacalar, televizyon zapingleri, izlenen filmler ya da okunan gazetelerde pek çok güzel hatun çıkar karşımıza. Daha sonra da bu hatunlar üzerine döner eksen; konuşmalar, yazıp çizmeler, 140 kelimelik mesajlar ve fantaziler gibi farklı şekillerle. Bu kadarda kalması iyi aslında, malum eski çağlarda uğurlarına savaş girilenler bile olmuş.

Eh her gün oturup kadınlar ve futbol ağırlıklı erkek muhabbeti yapan bir güruhun ferdi olarak, bir zamanlar Dünya’ya kafa tutan Fransız futbolcuların güzel hatunlarına şöyle bir göz gezdirdim…

Christian Karembeau & Adriana Karembeau

Bu Fransız memleketi topçularından en beğendiğim yengeye ithafen Karembeau çiftiyle başlayalım olaya.  Slovak ve Çek kırması olan hatunumuz göğüslerinin düzgünlüğünden ötürü tüm Avrupa’da Wonderbra’nın bilboardlardaki göğüsü, pardon yüzü olmuştur. Karembeu’ysa orta sahadaki nazik yürüyüşleri ve saçlarıyla meşhur bir abimizdir…

Claude Makelele & Noemie Lenoir

Orta sahada yeni tabirle çapa olarak oynayan, teknik kapasitesi diğer arkadaşlarına görece kısıtlı olup iyi mücadele eden Makelele aslında bizim mahalle maçlarında “Kazma” dediğimiz türün bir Fransız üyesi. Eşiyse bir Victoria Secret mankeni… Şimdi mahalle maçlarında ya da halı sahalarda teknik oynayan abilere; “o kadar iyi topa vuruyordun da noldu, bak elin kazmasının sevgilisine…” demek lazım mı?

Thierry Henry & Nicole Merry

İki orta saha oyuncusundan sonra söz dönemin kralında. Bir Arsenal taraftarı olmamdan kelli hep kalbimde ayrı bir yeri olan Henry’nin her ne kadar şu anda boşanmış olsalarda çocuğunun annesi olan Nicole Merry’ye yer vermeden geçmek  lazım burada. 2003-2007 döneminde evli olan çift 2005’te Renault’nun reklam filminde de karşımıza çıkmışlardı. Baksanıza resimde nasıl da bakıyor Henry abi kumral İngiliz güzelin arkasından…

David & Beatrice Trezeguet

Hazır söz golcülere gelmişken, Fransa Milli Takımı’nın gol silahlarından olan Arjantin asıllının eşine değinmeden de geçmemek lazım. “Bir içim su” diye tabir edilen güzelliğin karşılığı Beatrice olsa gerek. Merak edenlere duyurulur, ikili şu anda Trezeguet’nin kariyerini River Plate’te bitirme hayali nedeniyle Buenos Aires’te…

Fabien Barthez & Linda Evangelista

Nicole Merry’den sonra Fransa futbol camiasının kaybettiği güzel yengelerden biri de Linda Evangelista. Trinity lakaplı yengemiz, Fransa’nın hem Avrupa hem de Dünya Şampiyonu olan kadrosunda kaledeki yalnız devi oynayan ve tipiyle de Tecavüzcü Coşkun abimize benzeyen Barthez’in yavuklusuydu.  İkili 1998-2000 döneminde birlikteydi. 2000’den sonra Manchester United kalesinde yarattığı harikalarla(!) Barthez’in ortalıktan kaybolmasının sebebinin de ayrılık travması olduğunu düşünmemek elde değil…

Djibril & Jude Cisse

Fransız futbolunun Dennis Rodman’ı olarak bilinen vücudunu kaplayan dövmeleri, küpeleri ve saç modelleriyle yeşil sahaların renkli ismi olan Djibril Cisse’den herkes bir top model sevgili bekler belki ama o bu konuda da beklentilere ters gitmeyi tercih etti. Cisse’nin eşi Jude, Galli bir saç stilisti.  İlk dediklerime bakıp aldanmayın kendisi gayet hoş bir kadın…

Günün bonusu

Bu kadar güzelden sonra kendinize gelmeniz açısında son noktayı Franck Ribbery ve eşi Wahiba Ribbery’le koyalım. Yoksa Fransızlar işi bozdu mu?! :)

Categories: Lakırdı masası, Sportif mavralar | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Bir erkeğin asla sahip olmaması gerek 30 şey

Esquire’ın Birleşik Krallık edisyonundan ilginç bir çalışma gelmiş.

Bu çalışmaya göre abiler; bir erkeğin asla sahip olmaması gereken 30 şeyi açıklamışlar işte listemiz;

– Saç bonesi

– Dikiş kutusu

– “Benimle çık” t-shirt’ü

– Kibrit çöpüyle yapılmış herhangi bir maket

– Araba koltuğu kılıfı

– Bisiklet

– Cep Saati (Dededen kalma yadigarlar nolacak?)

– Leydi Diana’ya ithaf edilmiş herhangi bir biblo veya resim (Bu Türk erkeklerin hemen tik koyabileceği birşey olsa gerek)

– Terlik (bir Türk’ün hayatla imtihanı olabilir)

– Bonzayi ağacı

– Güneş gözlüğü (sanırım en ilginci bu)

– İnce bıyık

– Cep telefonu kılıfı (Ama bu haksızlık, benim gibi telefonunu hor kullanan iPhone’cular için hayat kurtarıyor o kılıflar, ama iPhone asla bir mobil telefonu değilse iPhone kılıflarını hariç tutabilir miyiz? :) )

– Crocs terlik veya ayakkabı benzeri ürünler

– Labradoodle cinsi köpek

– Çöp öğütücü

– Dido CD’si

– Seyahate gidilen yerden alınan mücevherat

– Uğurlu olduğuna inanılan don (Uğurlu donu olan var mı?)

– Yasaklama emri

– Gözlük ipi

– Pahalı tuvalet kağıdı

– Çerçevelenmiş mezuniyet resmi

– Paten

– Kendisinin karikatürize edilmiş hali

– Bavul seti (Henüz daha çanta çanta eşyayla tatile gitmiyoruz değil mi? :) )

– Pişik pudrası

– İki kişilik spor olmayan minik araba (Bis ve ufak Smart tarzında)

– Kuru çiçek potporusi

Bunlardan kaçı evinizde mevcut? Ya da sizce bir Türk erkeğinin bunlar dışında sahip olmaması gereken şeyler nedir?

Categories: Er kişiye bilgiler | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Çıplaklar sergisi

Kraliyet ailesi fotoğrafçılığı ve nü kadın bedenleri üzerindeki fotojenik uzmanlığı gibi farklı alanda oldukça başarılı bir kariyere imza atmış olan Patrick Lichfield’in anısına Londra’da “Patrick Lichfield nudes” isimli bir sergi açılmayı bekliyor.

24 Nisan – 26 Mayıs tarihlerinde açık olacak olan bu sergide ustanın kadrajından pek çok hoş kadını görebilirsiniz…

 

Categories: Lakırdı masası | Etiketler: , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.