Posts Tagged With: hüseyin inan

Günün biri mi, bir gün mü?

İnsanların hep unutamadıkları anlar vardır. Bunlar öyle zamanlardır ki üzerinden kaç ömür geçerse geçsin hep izini hayatlara sürer, sadece sizi etkiler sanmayın pek çok kişiyi aynı anda etkiler.  Bunlar baştan beri vardır aslında adı “kader”, “kısmet”, “karma” veya türlü türlü isimlerle tanıtılmış hayat yollarında. Kimisi “günün biri” kimisiyse “bir gün” olarak tanımlanır, planlanır gelecek takvimlerine yerleşir hayatların.

Yaşanacakları “günün biri” veya “günlerden bir gün” yapan da bizlerizdir. Hep hayaller kurarız, bazı şeyleri elde etmek yaşamak isteriz. Yatağa yattığımızda tavanı, vapura bindiğimizde uzakları, uçaktayken gökyüzünü ve bazen de baktığımız boş duvarları birer sinema perdesine çevirir bakar dalarız oraya.  Hayallerimizin Woddy Allen’ı olur, o sahneleri oynatırız. Sonunda da ya “günün biri” veya “bir gün” olarak bu hayale bir gerçekleşme zamanı verilir.

“Günün biri” demek biraz üşengeç ve teslimiyetli insanoğlunun işidir. Sevmez önünde uğrunda mesai verecek bir meşgale olsun, salına salına yaşamaya devam etmek ister.   “günün birinde umarım bunu yaparım, yaşarım, ederim, eylerim” der geçer. Olursa “şanstır, tesadüfen hayalim gerçek oldudur”, olmazsa “kısmet değildir”.

“Bir gün” demekse biraz cesur bir Don Kişot’un işidir “bir gün bu rüya gerçekleşecek” der ve atar ölmeden oldurulacak işler listesine. Bundan sonra da bütün adımları bunu yaşamak için atmak ister.

İki karakterin yaşamları da ciddi fark barındırır. Birisi isteyip yaşamadıklarını çoktan unutmuşken öbürü isteyip yaşayamadıklarının peşinde koşmaktan yorulmuş avare olmuş, belki hayatın kendine sunduğu farklı şansları ıskalamıştır. Bir de tabi iki karakterin gerçekleştirdiklerinin verdiği haz farkı vardır. “Günün biri” diyen hayatın ona göre “tesadüfen” kendisine sunduğu hayalini yaşamış bitirmiştir. “Bir gün” diyense isteyip çabalayarak elde ettiği hayalini muzaffer bir komutan edasıyla yaşamayı sürdürür.

Yol ayrımındaki karar

Peki yol ayrımında hangi karakter tercih edilesidir; hayali kurup önüne çıkarsa yaşamak, kaçanlar için üzülmeyecek şekilde onları unutmak mı? Yoksa hayali kurup peşinden koşarken ya hayali yakalamak ya da yolunu kaybedip çöllerde avare olmak mı?

Kaçınız hayalindeki işin peşinde koştu, kaçınız hoşlandığınız bir kız için gurur falan dinlemedi, kaçınız fikirleri uğruna ölümü göze aldı ya da kaçınız hayallerini kurduğu bir şeyi almak için türlü taklalar attı bilemiyorum ama bunları yapanlar hep tarihte ya büyük işler ve aşklar yaşamış isimler oldular. Bunlar da “günün birinde” deseydi ne bugün elinizdeki Elma’lı teknolojiler ne Romeo ile Juliet ne de Türkiye Cumhuriyeti olurdu.

Ya peki tüm çabaya rağmen o hayalleri gerçekleştiremeyenler derseniz; onlar da nesilden nesile anlatılan efsane olmuş karakterler oldular. Tıpkı Leyla ile Mecnun gibi, tıpkı 41 yıl önce bugün idamı onanan üç fidan gibi…

Reklamlar
Categories: Lakırdı masası | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

WordPress.com'da Blog Oluşturun.